Şirketler uzaktan çalışma kararından neden geri dönüyor?

Favorilere Ekle

Öngörü ve içgörüden muaf hız…

Öncelikle… Gerek kişiliği gerekse vizyonu ile İK dünyasında birçok profesyonele ilham veren, HRdergi için de her daim kıymetli ve iyi bir dost olan ve zamansız gidişiyle hepimizi derinden sarsan Yapı Kredi Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Alp’i sevgi ve saygıyla anıyorum. 

Pandemi sürecinde çalışan verimliliğinin düşmediğini, çalışma düzeninin bozulmadığını hatta maliyetlerin azaldığını gören şirketler ‘işler böyle de yürüyormuş’ diyerek yeni çalışma modellerine geçiş yapmaya karar verdi. 

Özellikle büyük kurumsal yapılar ofis düzenlerini yeniden tasarlamaya başladı. Bu yeni çalışma modelinde ‘hibrit’ ve ‘uzaktan çalışma’ çalışanlar tarafından en beğenilenler oldu. Şirketler bu yeni modellerini havalı duyurularla paylaşarak yeni dünyaya nasıl ayak uydurduklarını ve çalışan deneyimine ne kadar önem verdiklerini gösterdiler. Ama her ne olduysa bazı şirketlerde duyuruların mürekkebi kurumadan yavaş yavaş bu karardan vazgeçilmeye başlandı. 

Aslında hızlı alınan kararlar bazen içinden çıkılmaz bir hal yaratıyor, hele de kurumsal süreçlerde… Hızla alınan bir karardan hızla vazgeçiş kurumsal felaketin ta kendisidir.  Özellikle çalışma sistemi uzaktan çalışmaya uygun olmayan yapılar için bu kararlar maalesef kötü bir çalışan deneyiminden başka bir şeye neden olmadı. Öngörü ve iç görüden muaf bu felaketin faturası bu kez çalışan deneyimine yansıyacak. 

Şirketinin kararına güvenerek belki de tüm düzenini değiştiren çalışan yaşadığı bu müthiş çalışan deneyimi (!?) sonucunda şirketi hakkında ne düşünecek? Bir taraftan 5 yıllık İnsan Kaynağı planı yaparken diğer taraftan insan kaynağının tüm düzenini değiştirecek bir kararı birkaç ay bile sürdüremeyen bir imaj çizen yapıda, İK güveni tekrar nasıl kuracak? Kısacası, İK ve liderler çalışanları nasıl ikna edecek?

Bu vazgeçişler yüzbinlerce liralık bütçelerle, çalışan deneyimi üzerine yatırım yapan şirketlerin ‘çalışan’ ve ‘deneyim’ odaklı kararlarını alırken hızlı düşünmemeleri gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi ve hepimizin aklına büyük soru işareti bıraktı:

Neden bu kararlardan bu hızla vazgeçiliyor?

Acaba işlerin aksaması, süreçlerin yavaşlaması, çalışan verimliliğinin düşmesi olabilir mi? Veya şirketleri bu vazgeçişe zorlayan, büyük kurumsal yapılar için servis, yeme-içme, tesis yönetimi gibi yan hizmet üreten şirketlerin ekonomik sürdürülebilirliği olabilir mi?

Pandemide, işleri en çok aksayan bu şirketlerin ekonomik ekosistemde zayıflaması olabilir mi? Bu konuda sizin de fikirlerinizi merak ediyorum. Sizce neden?


İyi okumalar, 

 

Gülcan Çağlar Çalışkan
Genel Yayın Yönetmeni