Liderlikte “Normal” diye Bildiklerimizin Dağılması



Uzun süre liderlik, netlik, kontrol ve yön göstermekle tanımlandı. Bugün ise liderlerden, cevapların olmadığı sorularla, dağınık duygularla ve bitmeyen belirsizlikle baş etmeleri bekleniyor. “Normal” diye bildiğimiz liderlik halleri sessizce çözülürken, liderlik rolünün kendisi yeniden şekilleniyor. Bu yazı, liderliğin bozulduğunu değil; alıştığımız liderlik varsayımlarının artık çalışmadığını anlatıyor.

Normal Artık Normal Değil

Uzun yıllar boyunca liderlik için “normal” kabul ettiğimiz bazı varsayımlar vardı. Lider bilir, yön gösterir, karar verir. Belirsizlik azaltılır, kontrol sağlanır, ekip motive edilir. Bu varsayımlar, görece istikrarlı, öngörülebilir ve yavaş değişen dönemlerde iş gördü. Liderliğin başarısı, doğru cevaplara sahip olmakla ve bu cevapları tutarlı biçimde uygulamakla ölçüldü. Normal buydu.

Bugün ise bu normal sessizce çözülüyor. Liderler hala aynı beklentilerle tanımlanıyor ama bu beklentileri taşıyacak zemin artık yok. Çünkü sorular net değil, cevaplar geçici ve doğrular hızla eksiliyor. Buna rağmen liderlerden hala kesinlik, netlik ve güven vermeleri bekleniyor. Bu çelişki, liderliği görünmez bir baskı altına alıyor.

Bugünün liderleri, cevapların olmadığı sorularla, yönün sık sık değiştiği karar alanlarıyla ve belirsizliğin geçici değil kalıcı olduğu bir ortamda liderlik etmeye çalışıyor. Eski normal, öngörülebilirlik üzerine kuruluydu; yeni gerçeklik ise öngörülemezliği yönetmeyi gerektiriyor. Bu, liderlikte bilgiye dayalı otoritenin yerini, belirsizlikle kalabilme kapasitesinin alması anlamına geliyor.

Bu değişim, liderliğin doğasını kökten dönüştürüyor. Liderlik artık “doğruyu bilmek”ten çok, doğru soruları sormakla; kesinlik üretmekten çok, belirsizlik içinde yön hissi yaratmakla ilgili. Normal sandığımız şeyler dağılırken, liderlik rolü de yeniden tanımlanmayı bekliyor. Çünkü eski normal yok ve yenisi henüz tam olarak kurulmadı.

Bilmek Yerine Taşımanın Beklendiği Bir Rol

Liderlik uzun süre bilgiyle, uzmanlıkla ve doğru cevaplara sahip olmakla tanımlandı. Lider, bilen kişiydi; ekibin önünde yürür, yönü gösterir ve belirsizliği azaltırdı. Bu anlayış, bilginin daha yavaş eskidiği ve kararların daha sınırlı sayıda değişkene bağlı olduğu dönemlerde anlamlıydı. Bilmek, liderliğin temel dayanağıydı.

Bugün ise liderlerden bilmekten çok taşımaları bekleniyor. Bilinmeyenleri, belirsizliği, çelişkili beklentileri ve duygusal yükü… Çoğu lider artık her sorunun cevabına sahip olmadığını biliyor. Buna rağmen belirsizliği üstlenmesi, ekibi sakin tutması ve yön duygusunu kaybettirmemesi bekleniyor. Liderlik, bilişsel bir rolden çok duygusal ve zihinsel bir taşıyıcılığa dönüşmüş durumda.

Bu dönüşüm, liderliği daha karmaşık ve yorucu hale getiriyor. Çünkü taşımak, bilmekten farklıdır. Bilmek netlik sağlar; taşımak ise netliğin olmadığı yerde var olmayı gerektirir. Liderler bir yandan belirsizliğin içindeyken, diğer yandan belirsiz olmadıklarını göstermeye çalışıyor. Bu çifte yük, liderliğin görünmeyen maliyetlerinden biri haline geliyor.

Üstelik bu yük çoğu zaman paylaşılmıyor. Liderler belirsizliği taşıyor ama bunu ifade edemiyor. Çünkü hala güçlü, sakin ve emin görünmeleri bekleniyor. Belirsizlikle kalabilme becerisi, liderliğin yeni normali olmaya adayken; bu becerinin duygusal bedeli pek konuşulmuyor.

Belki de liderlikteki asıl kırılma tam da burada yaşanıyor. Liderlik artık cevap üretme sanatı değil; cevapların henüz olmadığı bir ortamda yön hissini koruyabilme becerisi. Bu da liderliği daha az kahramanlık, daha çok dayanıklılık ve paylaşım gerektiren bir role dönüştürüyor.

Liderlikte Dağılan “Normal”ler

Artık Varsayılamayan 10 Kabul

Bugün liderlikte yaşanan dönüşüm, yeni bir modelin ortaya çıkmasından çok, eski varsayımların geçerliliğini yitirmesiyle ilgili. Aşağıdaki maddeler, uzun süre “normal” kabul edilen ama artık sürdürülemeyen liderlik kabullerini özetliyor.

1. Lider Her Zaman Bilir
Bilginin hızla eskidiği, bağlamın sürekli değiştiği bir dünyada liderin her şeyi bilmesi mümkün değil. Bilmek, liderliğin ana dayanağı olmaktan çıktı.

2. Belirsizlik Azaltılmalıdır
Belirsizlik artık geçici bir durum değil, kalıcı bir koşul. Liderlik, belirsizliği yok etmekten çok onunla çalışabilmeyi gerektiriyor.

3. Kontrol Güven Yaratır
Aşırı kontrol bugün güven değil, yavaşlık ve bağımlılık üretiyor. Kontrol arttıkça inisiyatif ve sorumluluk daralıyor.

4. Güçlü Lider Emin Görünür
Her zaman emin görünen liderlik, bugünün gerçekliğini yansıtmıyor. Güç, artık kusursuzluktan değil; açıklıktan besleniyor.

5. Hız Verimlilik Demektir
Hızın kutsallaştırılması, karar kalitesini ve düşünme derinliğini zayıflatıyor. Her hızlanma ilerleme anlamına gelmiyor.

6. Lider Her Şeye Dahil Olmalıdır
Her toplantıda olmak, her kararı onaylamak etkiyi artırmıyor. Aksine liderliği daraltıyor ve organizasyonu yavaşlatıyor.

7. Netlik Her Zaman Mümkündür
Bugün birçok konuda netlik üretmek mümkün değil. Liderlik artık sahte netlik yerine geçici yön hissi yaratmayı gerektiriyor.

8. Dayanıklılık Bir Erdemdir
Sürekli dayanıklılık talep eden sistemler, aslında yeniden tasarlanmayı bekliyordur. Dayanıklılık, alarmdır.

9. Duygular Liderliğin Dışındadır
Liderlik her zaman duygusal bir roldü; sadece konuşulmuyordu. Bugün bu duygusal emeği yok saymak mümkün değil.

10. Normal Geri Gelecektir
Eski normal geri dönmeyecek. Liderliğin önündeki mesele eskiye dönmek değil, yeniyi birlikte inşa etmek.

Bu maddeler, liderliğin zayıfladığını değil; yeniden tanımlandığını gösteriyor. Dağılan şey liderlik değil, liderliği uzun süre ayakta tutan varsayımlar.

Kontrol Yerine Alan Açmak

Liderliğin uzun süreli reflekslerinden biri kontroldür. Süreçleri izlemek, riskleri önceden görmek, hatayı minimize etmek ve sonuçları garanti altına almak… Kontrol hem güven duygusu üretir hem de liderliğin görünür bir aracıdır. Ancak bugünün karmaşık, hızlı ve çok aktörlü iş yapılarında bu refleks giderek ters etki yaratıyor.

Belirsizlik arttıkça kontrol ihtiyacı da artıyor. Liderler daha çok takip ediyor, daha çok onaylıyor, daha çok müdahil oluyor. Oysa bu yoğun kontrol, karar alma hızını düşürüyor, inisiyatifi daraltıyor ve sorumluluğu yukarıda biriktiriyor. Kontrol etmeye çalıştıkça organizasyon yavaşlıyor; liderlik ise ağırlaşıyor.

Bu noktada liderliğin “normal” kabul edilen hali bir kez daha çatırdıyor. Çünkü artık liderin her şeyi görmesi, bilmesi ve kontrol etmesi mümkün değil. Kontrol, karmaşıklığı azaltmak yerine çoğu zaman onu daha da artırıyor. İnsanlar ne yapabileceklerini değil, neyi yapmamaları gerektiğini öğreniyor. Bu da öğrenmeyi ve denemeyi sınırlıyor.

Alan açmak ise kontrolün zıddı değil; onun yeniden tanımlanmış halidir. Alan açan lider, her şeyi bırakmaz ama her şeye de tutunmaz. Karar alanlarını netleştirir, sorumluluğu aşağıya yayar ve hatayı öğrenmenin bir parçası olarak görür. Bu yaklaşım, liderin gücünü azaltmaz; aksine daha etkili hale getirir.

Alan açıldığında liderliğin rolü de değişir. Lider, her sorunun cevabını veren kişi olmaktan çıkar; doğru soruların sorulabildiği ortamı kuran kişiye dönüşür. Kontrol, sonuçları sahiplenmekten çok; süreci güvenli kılmaya evrilir. Bu da liderliği daha sürdürülebilir bir yere taşır.

Belki de bugün liderlikte ihtiyaç duyulan şey, daha sıkı tutmak değil; daha bilinçli bırakabilmek. Çünkü karmaşıklığın arttığı bir dünyada, alan açmayan liderlik hareket edemez.

Güçlü Görünme Baskısı

Liderlik hala büyük ölçüde güçle ilişkilendiriliyor. Net olmak, emin görünmek, duygularını kontrol etmek… Liderden beklenen “normal” hal, sarsılmayan bir duruş sergilemek. Oysa bugünün koşullarında bu duruş, çoğu zaman gerçeği yansıtmıyor. Belirsizlik artmışken, liderlerin her zaman güçlü ve emin görünmesi mümkün değil. Buna rağmen bu görüntü hala bekleniyor.

Bu beklenti, liderliği çifte bir yükle baş başa bırakıyor. Liderler bir yandan belirsizlikle, çelişkili beklentilerle ve sürekli değişen önceliklerle baş etmeye çalışıyor; diğer yandan bunların hiçbirini yansıtmadan yol göstermeleri isteniyor. Güçlü görünme baskısı, liderlerin zorlandığını ifade etmesini engelliyor. Zorluk görünmez kılındıkça, yük de paylaşılamıyor.

Zamanla bu baskı, liderlik rolünü yalnızlaştırıyor. Liderler, ekiplerini korumak adına kendi kaygılarını geri çekiyor, belirsizliği içselleştiriyor ve sessizce taşımaya devam ediyor. Güçlü görünmek, dayanıklı olmakla karıştırılıyor. Oysa güçlü görünmek, her zaman güçlü olmak anlamına gelmiyor.

Bu durum liderlikte sessiz bir tükenmişlik yaratıyor. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda gibi görünürken, içeride ciddi bir yorgunluk birikiyor. Güçlü görünme baskısı, liderliği sürdürülemez kılan en görünmez faktörlerden biri haline geliyor.

Belki de artık liderlikte güçlü görünmenin değil, gerçek görünmenin alan açtığı bir normalden söz etmemiz gerekiyor. Çünkü güven, kusursuzluktan değil; gerçeklikten beslenir.

Normalin Dağılması Bir Zayıflık Değil

Liderlikte “normal” diye bildiklerimizin dağılması çoğu zaman bir güç kaybı gibi algılanıyor. Kontrolün azalması, belirsizliğin artması ve net cevapların ortadan kalkması; liderliğin zayıfladığı duygusunu yaratabiliyor. Oysa bu dağılma, liderliğin etkisizleştiğini değil; yeniden ayarlanması gerektiğini gösteriyor.

Eski liderlik normları, belirli bir bağlamda işe yaradı. Ancak bağlam değiştiğinde, normlar da işlevini yitirir. Bugün yaşanan şey, liderliğin bozulması değil; eski varsayımların artık bugünün gerçekliğiyle örtüşmemesi. Bu farkı kabul etmeden liderliği yeniden düşünmek mümkün değil.

Normalin dağılması, liderlere yeni bir alan açıyor. Bilmek zorunda olmadıkları, her şeyi kontrol etmekle yükümlü olmadıkları ve güçlü görünmek için her zaman emin olmak zorunda kalmadıkları bir alan. Bu alan, daha paylaşılmış, daha öğrenmeye açık ve daha insani bir liderlik anlayışının zemini olabilir.

Bu nedenle dağılma, bir son değil; bir geçiştir. Eski normalin çözülmesi, yeni bir liderlik dilinin yazılmasına imkân tanır. Ancak bu dil, hazır reçetelerle değil; deneyerek, yanılarak ve birlikte öğrenerek oluşacaktır.

Belki de bugün liderlikte ihtiyaç duyulan şey, kaybolan normların yasını tutmak değil; yerine ne koyacağımızı cesaretle tartışmak. Çünkü dağılmadan sonra kurulan liderlik, çoğu zaman daha gerçek ve daha dayanıklıdır.

Yeni Normal Henüz Yazılmadı

Bugün liderlikte yaşanan belirsizlik, çoğu zaman bir eksiklik gibi hissediliyor. Net tanımlar yok, hazır cevaplar yok, herkesin uzlaştığı bir liderlik modeli yok. Ancak bu belirsizlik, aynı zamanda önemli bir gerçeği işaret ediyor: Liderliğin yeni normali henüz oluşmadı. Yazılmadı, kesinleşmedi, sabitlenmedi.

Bu durum, liderliği daha zor ama daha anlamlı kılıyor. Çünkü liderlik artık hazır reçeteleri uygulamakla değil; değişen koşullara göre sürekli yeniden düşünmekle ilgili. Eski normalin çözüldüğü bu dönemde, liderler yalnızca sonuç üretmekle değil; yön duygusunu canlı tutmakla sorumlu. Bu da liderliği teknik bir rolden çıkarıp daha insani bir yere taşıyor.

Yeni normal, büyük ihtimalle tek bir tanıma sığmayacak. Farklı bağlamlarda, farklı liderlik biçimleri yan yana var olacak. Güç, kontrol ve kesinlik kadar; açıklık, paylaşım ve öğrenme de liderliğin parçası haline gelecek. Bu çeşitlilik, liderliğin zayıflaması değil; olgunlaşması anlamına geliyor.

Belki de bugün liderlikte yaşanan en önemli dönüşüm, “doğru liderlik modeli” arayışından vazgeçmek. Bunun yerine, bu koşullarda neyin işe yaradığını birlikte keşfetmek. Yeni normal böyle yazılacak: Deneyerek, yanılarak ve birbirimizden öğrenerek.

Bizde içerik bol, seni düzenli olarak bilgilendirmemizi ister misin? :)