EDİTÖRDEN: Yaz = Eşik
Bu sayıyla birlikte HRdergi’de yeni bir ritmi benimsiyoruz. Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarını kapsayan Yaz’lık sayımızla, yazın doğasına uygun daha uzun soluklu, daha derinlikli ve üzerinde düşünmeye alan açan bir içerik deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Hızın biraz yavaşladığı, gündemin nefes aldığı bu dönemde; yalnızca iş dünyasını değil, insanı, anlamı ve değişimi de konuşabileceğimiz bir eşikte buluşuyoruz.
Hayatın en ilginç tarafı, büyük değişimlerin çoğu zaman büyük gürültülerle değil, sessiz geçişlerle yaşanmasıdır. İnsan bazen farkına bile varmadan bir eşikten geçer. Bir sabah aynı kişi olarak uyanır; fakat aynı insan olarak devam etmez. Çünkü bazı dönüşümler, yaşandığı anda değil, geriye dönüp bakıldığında anlaşılır. Aslında hayat dediğimiz şey biraz da eşikler toplamıdır. Çocukluktan gençliğe, öğrencilikten çalışma hayatına, bir şehirden başka bir şehre, bir görevden diğerine… İnsan sürekli bir yerden ayrılır, başka bir yere yaklaşır. Fakat en uzun yolculuklar, çoğu zaman iki nokta arasında değil; eski benlikle yeni benlik arasında gerçekleşir.
Çalışma hayatı da bundan bağımsız değildir. Kurumlar büyür, küçülür, dönüşür. Teknolojiler değişir, iş yapış biçimleri yeniden şekillenir, bugün vazgeçilmez görünen pek çok şey yarın yerini başka alışkanlıklara bırakır. Ancak bütün bu değişimlerin merkezinde, her zaman insan vardır. Ve insanın hikâyesi çoğu zaman sonuçlardan değil, geçişlerden oluşur.
Bir çalışanın ilk iş günü bir eştir. Yıllarca emek verdiği kurumdan ayrılırken yaşadığı duygu da öyle. Yeni bir sorumluluk üstlenen yöneticinin heyecanı, kariyerinde yön değiştiren bir profesyonelin tereddüdü, mesleğe ilk adımını atan genç bir yeteneğin hayalleri… Bunların her biri, görünmeyen ama hayatın yönünü değiştiren eşiklerdir.
Belki de İnsan Kaynakları’nın asıl meselesi tam burada başlar. Çünkü mesele yalnızca pozisyonları doldurmak, performansı ölçmek ya da süreçleri yönetmek değildir. Asıl mesele, insanların hayatlarındaki bu geçişleri anlayabilmek; değişimin yalnızca kurumsal değil, aynı zamanda insani bir deneyim olduğunu hatırlayabilmektir.
Yaz mevsimi, doğası gereği insana kısa bir duraksama imkânı verir. Hızın, gündemin ve alışkanlıkların içinden çıkıp biraz geriye bakmak için bir fırsat sunar. Elinizdeki bu sayıyı hazırlarken biz de değişimi konuşurken insanı, geleceği konuşurken hafızayı, dönüşümü konuşurken anlamı gözden kaçırmamaya çalıştık. Çünkü her çağın kendine özgü araçları vardır; fakat insanın yolculuğu değişmez. Hepimiz, farkında olsak da olmasak da bir eşiğin önünde ya da hemen sonrasındayız. Ve çoğu zaman geleceğimizi belirleyen şey, önümüzdeki kapının büyüklüğü değil; onu geçmeye gösterdiğimiz cesarettir.
Yazın uzun günlerinin, aceleyle geçip giden zamanın içinden birkaç durak armağan etmesi; o duraklarda da kendinize, hayallerinize ve geleceğe yeniden bakabilmeniz dileğiyle…
İyi okumalar,
Gülcan Çağlar Çalışkan
Genel Yayın Yönetmeni