1721

Sanırım, yıl 1721. Emin değilim, burada kimsenin yıldan haberi yok. Hayatımız takvimle hep iç içe olduğundan, basılı takvimlerin olmadığı bir dönemin de varlığı hiç aklıma gelmemişti. Anlaşılan bin yedi yüzlü yıllarda basılı takvim yok. Varsa da ben görmedim. Hangi yılda olduğumu öğrenmek için çok uğraştım, Camideki hocaya gittim, hangi yılda olduğumu öğrenmek için... İkimiz de Türkçe konuşuyoruz ama birbirimizi anlamıyoruz. Hocayı dinlerken kendimi lisede edebiyat dersinde divan şiirini anlamaya çalışır gibi hissettim. Hicret micret takvim filan dediysem de bir türlü anlaşamadık. Neyse ki Çeşme’de bir Rum Kilisesi var. O kilisenin rahibine gittim ama çok fark etmedi. O da Rumca, Latince bir şeyler söyledi durdu, onu da anlamadım. Lisede öğrendiğim diller olan İngilizce ve Fransızca’da birşeyler söyledimse de kar etmedi. İngilizce ve Fransızca, bu dönemde pek geçerli lisanlar değil herhalde. Kilisenin tavanına bir yere 1701 yazmışlar; bu sayede 1701’den sonra bir tarihte yaşadığımı anladım. Köyde kilisenin kaç sene önce yapıldığını sordum. Bu arada “sene” kelimesini iyi ki biliyormuşum, çünkü burada “yıl” ne demek kimse bilmiyor. Neyse, kilise anlaşılan “20” sene önce yapılmış. 1701’e yirmiyi ekledim, etti 1721.

DERGİ

HRdergi Nisan sayısı çıktı! İyi okumalar

SATIN AL Nisan 2024