Otomasyon… Bir Sonraki Büyük Beceri

David Creelman
Yapay zekâ ajanları etrafındaki heyecan çoğu zaman kafa karıştırıcı ve abartılı. Oysa bir adım geri çekilip basit bir soru sormak yeterli: Yapay zekâ ajanları gerçekte ne yapıyor? Cevap net: görevleri otomatikleştiriyorlar.
Yapay zekâ — ajanlar dahil — otomasyonu daha kolay ve daha düşük maliyetli hale getiriyor. Bir şey hem kolaylaşıyor hem ucuzluyorsa, ondan daha fazla yararlanmak kaçınılmazdır. Bu da İK profesyonelleri için yeni bir gerekliliğe işaret eder: otomasyon becerisi geliştirmek. İşte bu nedenle otomasyon, bir sonraki büyük beceri olarak öne çıkıyor.
Otomasyon Becerisi Aslında Neyi İfade Ediyor?
“Otomasyon becerisi” denildiğinde çoğu kişinin aklına araçlar gelir: no-code platformlar, iş akışı tasarım araçları, yapay zekâ eklentileri. Elbette bu araçlar önemlidir. Ancak meselenin özü araç bilgisi değildir.
Gerçek beceri, otomasyonun neden başarılı ya da başarısız olduğunu anlayabilmektir. Daha açık ifadeyle: hangi noktaların risk taşıdığını öngörebilmektir.
Otomasyon girişimlerinde en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:
• Uzun süren bir çabanın ardından otomasyonun beklenenden çok daha karmaşık olduğunun anlaşılması
• Sistem çıktısının kritik bir hataya yol açması
• Sürecin %99 oranında doğru çalışması, ancak yine de her çıktının kontrol edilmesi gerekmesi ve zaman tasarrufunun ortadan kalkması
• Bakım maliyetlerinin giderek artması (teknik borç oluşması)
• Güvenlik açıklarının ortaya çıkması
• Kurum içindeki diğer sistemlerle uyumsuzluk
Deneyimli otomasyon uygulayıcıları bu sorunlarla defalarca karşılaşmıştır. Bu deneyim, yalnızca deneme-yanılma yoluyla değil; eğitimle ve tecrübeli kişilerle birlikte çalışarak da edinilebilir.
Otomasyon konusunda sık dile getirilen bir uyarı, süreci baştan sona yeniden tasarlamadan otomasyona geçilmemesi gerektiğidir. Yapay zekâ destekli yeni otomasyon dalgasında bu yaklaşım her zaman geçerli değildir. Artık mesele tüm süreci yeniden yapılandırmak değil; görevleri ya da görevlerin belirli parçalarını otomatikleştirmektir. Yapay zekâ, teknik bilgiye sahip olmayan İK profesyonellerine küçük ve hedefli işleri otomatikleştirme imkânı sunarken, sürecin kontrolünü de onların elinde tutar.
Otomasyon Neden Zor?
Otomasyon zorlayıcıdır; çünkü çoğu görev dışarıdan göründüğünden daha karmaşıktır. Hatta o işi her gün yapan kişi bile bu karmaşıklığın farkında olmayabilir.
Örneğin “Çalışan bilgilerini bir forma girmekten ibaret” gibi görünen bir iş ele alalım. Otomatikleştirmeye çalıştığınızda ayrıntılar görünür hale gelir:
• Form alanına sığmayan uzun isimler
• Standart kategorilere uymayan istihdam durumları
• Farklı ülkeler için geçerli özel kurallar
Manuel çalışırken bu istisnaları fark etmeden çözersiniz. Otomasyon sürecinde ise her istisna potansiyel bir hata kaynağına dönüşür. Geliştirme süreci yavaşlar, sistem kırılganlaşır. Çoğu zaman işin asıl yükünü oluşturan şey, tam da bu “istisnalar”dır. Bu gerçek, otomasyon denemesi yapılmadan pek görünmez.
Kazanç Nerede?
Bu tablo ilk bakışta cesaret kırıcı görünebilir. Oysa gösterdiği şey basittir: otomasyon bir beceridir ve geliştirilebilir.
Bu beceriyi edindikten sonra, yapay zekâ destekli otomasyonla iyileştirilebilecek sayısız küçük görev fark etmeye başlarsınız. Her adım için IT departmanına ihtiyaç duymazsınız. Dış kaynak kullanmanız gerekmez. Yeni ve pahalı sistemler satın almanız şart değildir.
Deneyim arttıkça daha kapsamlı otomasyon projelerine yönelmek mümkün hale gelir. Zaman tasarrufu birikir, hata oranı azalır, operasyonel yük hafifler.
İleriye dönük yol, gizemli ya da abartılı “yapay zekâ ajanları”ndan geçmiyor. Yol, güvenilir ve sürdürülebilir görev otomasyonu geliştirmekten geçiyor. Bunu da, otomasyonun nasıl sağlam kurgulanacağını bilen profesyoneller yapacak.
İşte bu nedenle otomasyon, bir sonraki büyük beceridir.