Editörden: Küçük Tekrarların Büyük Hafızası
Bazı şeyleri o kadar uzun süre tekrar ederiz ki, bir zamanlar seçim olduğunu unuturuz. Geçenlerde James Clear’ın “Atomik Alışkanlıklar” kitabını yeniden elime aldım. Bazı kitapların ikinci kez okunması, ilk okumadan çok daha farklı bir deneyim. Çünkü değişen çoğu zaman metin değil, metne bakan göz oluyor. Bu kez alışkanlıkların nasıl oluştuğundan çok, ne zaman görünmez hale geldiklerini düşündüm. Bir davranış ne zaman alışkanlığa, bir alışkanlık ne zaman norma dönüşüyor?
İnsan hayatında bunun örnekleri sayısız. Bir zamanlar bilinçli olarak seçtiğimiz davranışlar, tekrarlandıkça seçim olmaktan çıkıp gündelik hayatın doğal akışına karışıyor. Bir süre sonra neden yaptığımızı değil, yalnızca yaptığımızı biliyoruz. Alışkanlığın gücü de tam burada ortaya çıkıyor: Bizi zorlamadan yönetebilmesinde.
Kurumların da alışkanlıkları var. Üstelik çok daha kalıcı. Çünkü davranışlar yalnızca insanlar tarafından tekrar edilmiyor; süreçlere, toplantılara, onay mekanizmalarına, performans sistemlerine ve kullanılan dile işleniyor. Bir süre sonra kimse o davranışın neden başladığını hatırlamıyor. Geriye yalnızca “Bizde işler böyle yürür” cümlesi kalıyor.
Kurumsal kültürün görünmeyen tarafı da burada başlıyor. Kültür, yalnızca kurumların ilan ettiği değerlerden oluşmuyor; artık kimsenin neden yaptığını sorgulamadığı şeylerden de oluşuyor. Her hafta yapılan bir toplantının gerekliliğini, bir kararın neden üç farklı onaydan geçtiğini, bir raporun neden hala hazırlandığını sorgulamıyoruz. Çünkü tekrar edilen davranış, zamanla doğal görünmeye başlıyor.
Oysa dönüşüm yalnızca yeni bir şey eklemek değildir. Yeni bir teknoloji, yeni bir organizasyon modeli ya da yeni bir çalışan deneyimi tasarlamak kadar, artık karşılığı olmayanı bırakabilmek de dönüşümün parçasıdır. Bazen değişim, yıllardır yaptığımız bir şeyi ilk kez sorgulamakla başlar.
Clear’ın kitabını yeniden okurken aklımda kalan düşünce de buydu: Küçük davranışlar zaman içinde büyük sonuçlar yaratıyor. Bu, kurumlar için de geçerli. Bir yöneticinin çalışanını dinleme biçimi, bir hataya verdiği tepki, toplantıda kimin sözünün kesildiği, hangi fikrin kimden geldiğinde değer kazandığı… Tek tek bakıldığında küçük görünen davranışlar, tekrarlandıkça kurumun karakterini oluşturuyor.
Bu yüzden kurumların kendilerine soracağı soru yalnızca “Neyi değiştirmeliyiz?” olmamalı.
“Neyi sürekli tekrar ediyoruz?”
Bazen sorun, yanlış yaptığımız büyük bir şey değil; doğru olmadığını bildiğimiz halde sürdürdüğümüz küçük şeylerin zaman içinde dokunulmaz hale gelmesi… Bir kurumun geçmişi yalnızca arşivlerinde değil, bugün hala tekrarladığı davranışlarda yaşıyor. Geçmiş, karar olmaktan çıkıp alışkanlığa dönüştüğünde kendisini görünmez bir biçimde geleceğe taşıyor. Bazı şeyleri o kadar uzun süre tekrar ederiz ki, bir zamanlar seçim olduklarını unuturuz.
Gülcan Çağlar Çalışkan
Genel Yayın Yönetmeni