Yeni Nesil İK'nın Anatomisi: Bayer Türkiye'de Dönüşümün Rotası


İnsan Kaynakları dünyası köklü bir dönüşümün ortasında. Peki bu dönüşümü bizzat yaşayarak liderlik etmek nasıl bir his? Bayer MENAT Bölgesi İnsan Kaynakları Lideri Özden Yiğit ile çalışan deneyimini yeniden tasarlamanın, güveni kültüre dönüştürmenin ve geleceğin İK modelini bugünden inşa etmenin hikayesini konuştuk.

İş dünyası ciddi bir dönüşüm içinde. Siz bu dönüşümü hem şirkette uyguluyor hem de İK organizasyonu olarak içeriden yaşıyorsunuz. Bu ikili perspektif sizin için neyi ifade ediyor?

İnsan Kaynakları organizasyonu olarak biz bu değişim ve dönüşümün aktif bir parçasıyız. Ülke ölçeğinden MENAT bölgesine uzanan yeni yapımız, deneyim ve uzmanlığımızı farklı perspektifler ve yenilikçi uygulamalarla buluşturarak büyümemizi sağlıyor. Bu dönüşüm, İK profesyonelleri olarak bize yalnızca daha zengin bir çalışma deneyimi sunmakla kalmıyor; paylaştıkça çoğalan bir bilgi kültürü ve çeşitlenen kariyer fırsatlarıyla kişisel gelişimimizi de güçlü biçimde destekliyor.

Bayer’de dinamik şekilde hareket eden paylaşımcı bir organizasyon anlayışına sahibiz. Başarımızın temel anahtarını, birbirinden farklı uzmanlık, yetenek ve birikimlere sahip insan kaynağımız oluşturuyor. Bizler de İnsan Kaynakları olarak Bayer’in “Herkes için Sağlık, Sıfır Açlık” misyonu doğrultusunda, sağlık ve tarım alanlarında güvenilir ürünler, çözümler ve hizmetler sunan divizyonlarındaki çalışanlarımızı daha da güçlendirerek her bir çalışanımızın potansiyelini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyoruz.

Bu hedefe giden yolda basit ama güçlü bir kabul yer alıyor:
Çalışan deneyimi en iyi şekliyle tasarlanmalı; tesadüfen başarı olmaz.

Bayer Türkiye’de İnsan Kaynakları stratejilerimiz de tam bu noktaya konumlanıyor: Dijitalleşmeyle ve yapay zekâ ile güçlenen, insan odaklı çalışan deneyimini, güven ve sahiplenmeyle merkeze alan bütüncül bir model.

Peki bu noktada çalışan deneyimini geliştirmek için hangi uygulamaları hayata geçiriyorsunuz?

AI ve dijitalleşme bu dönüşümün en görünür alanlarından biri. Genel olarak bu yaklaşım, bizim için bir trend takibi değil, İK kültürümüze uzun süredir işlemiş bir olgu. Tüm performans, gelişim ve yetenek yönetimi süreçlerimiz uzun yıllardır dijital ortamlarda yer alıyor. Şirket içindeki tüm kariyer fırsatlarımız çalışanlarımızın değerlendirmelerine açık durumda.

Çalışanlarımız, gelişim fırsatı olarak sunduğumuz yapay zekâ destekli Talent Market Place platformu aracılığıyla global bir şirket olmanın avantajını kullanarak diğer ülkelerdeki açık rolleri ve projeleri takip edebiliyor, uygun gördüklerine başvuru yapabiliyor. Aynı sistem üzerinden benzer deneyim ve ilgi alanlarına sahip kişilerle network kurma imkânı da bulabiliyorlar.

Şimdi dijital teknolojimizi daha ileri bir seviyeye taşıyoruz. Bu kapsamda bu yılın başında yepyeni bir İK sistemini hayata geçirdik. Amacımız yalnızca süreçleri hızlandırmak değil; çalışanlarımızın kendi kariyer yolculukları üzerindeki kontrol alanlarını genişletmek ve temel İK uygulamalarını daha etkin ve faydalı bir deneyime dönüştürmek.

Ancak şunu da açıkça belirtmek isterim: Teknoloji ne kadar değerli bir araç olsa da onu asıl anlamlı kılan, arkasındaki destekleyici kültürdür. Bu kültürün temelinde ise vazgeçilmez bir değer olarak güven yer alır.

İnsan Kaynakları organizasyonları günümüzde şirketlerin kültürünü şekillendirmede önemli bir rol üstleniyor. Bu anlamda son dönemde organizasyona kattığınız en büyük değer nedir?

Bayer Türkiye’de açıklık ve şeffaflığı sadece bilgi paylaşımı olarak değil, güven inşasının temel taşı olarak görüyoruz. Bunu basit bir iletişim tercihi değil, bilinçli bir kültürel seçim olarak benimsiyoruz. İK politika ve yönetmeliklerimizi yeniden ele alarak tüm çalışanlarımızın erişimine açmamız da bu yaklaşımın bir yansımasıdır.

Tüm karar ve aksiyonlarımızın temelini karşılıklı saygı ve eşitliğe dayanan çalışma kültürümüz oluşturuyor. Bunun yanı sıra çeşitlilik ve kapsayıcılık anlayışımız da bize rehberlik ediyor. “Paylaştıkça çoğalır, destekledikçe güçleniriz” yaklaşımıyla gerçekleştirdiğimiz eğitim, seminer ve çalıştaylar organizasyonumuzun gelişimine katkı sağlıyor.

Süreçlerin anlaşılır olması, kararların görünür hale gelmesi ve çalışanların sorumluluklarını paylaştığı ortamların yaratılması organizasyon içinde güçlü bir güven zemini oluşturuyor. Bu durum çalışan bağlılığı ve memnuniyetine de olumlu yansıyor.

Kariyer yolculuğunda çalışana daha fazla söz hakkı tanımak cesur bir adım. Bayer’de bu nasıl işliyor?

Bayer’de kariyer yönetimi artık tek taraflı bir süreç değil. Çalışan da sürecin aktif bir paydaşı. Kariyer, organizasyonun sunduğu bir yol olmanın ötesine geçerek çalışanın yönettiği bir alan haline geliyor.

Global fırsatlar, proje bazlı görevler ve rotasyon imkanları çalışanlara kendi kariyerlerini yeniden keşfetme özgürlüğü sunuyor. Böylece kariyer, sabit bir merdiven olmaktan çıkıp çok katmanlı bir deneyime dönüşüyor.

Bugün bir çalışan kariyeri için harekete geçmek istediğinde ekranını açıp rotasını kendisi çizebiliyor. Bu, modern İK’nın en güçlü göstergelerinden biri.

Gelişim konusunda nasıl bir yaklaşım izliyorsunuz?

Bayer’de gelişim kültürü dijital platformlarla farklı bir boyuta taşınıyor. Global etkileşim fırsatları ve sürekli geri bildirim mekanizmaları gelişimi sürekli hale getiriyor.

Feedback Navigator aracımız, yetkinlik bazlı geri bildirim süreçlerinde rehberlik sağlıyor. Global eğitim platformumuzda 250.000’den fazla eğitime ve milyonlarca gelişim aktivitesine erişim var.

Libby dijital kütüphanemizle binlerce kaynak ve sesli kitap çalışanlarımızın erişimine açık. Aynı zamanda çalışanlarımızı AI okuryazarlığından ileri teknik bilgiye kadar geniş bir yelpazede destekliyoruz.

Mentorluk ve iç koçluk uygulamalarıyla çalışanlar gelişim süreçlerinde birebir destek alabiliyor.

Çalışan deneyiminin önemli bir kısmını çalışma koşulları oluşturuyor. Bu konuda neler yapıyorsunuz?

Çalışanlar artık kendilerine ne sunulduğundan çok nasıl hissettiklerini hatırlıyor. Esnek ve hibrit çalışma modelleri, özel izinler, sağlıklı yaşam uygulamaları ve sosyal katkı projeleriyle çalışanların kendilerini değerli hissettikleri bir deneyim sunmayı amaçlıyoruz.

Takdir kültürü de bu yapının önemli bir parçası. Impact Award programıyla çalışanların birbirlerini takdir edebildiği bir sistem kurduk.

Çünkü güçlü organizasyonlar sadece performansla değil, birbirini gören ve takdir eden ekiplerle büyür.

Tüm bu dönüşümü yaşarken sizi en çok ne heyecanlandırıyor?

Beni en çok heyecanlandıran şey, İK’nın reaktif bir yapıdan çıkıp proaktif bir mimara dönüşmesi. Artık sadece bugünü yönetmek değil, organizasyonu sürekli yeniden tasarlamak hedefimiz.

Bayer Türkiye’deki İnsan Kaynakları yaklaşımımız, tekil uygulamaların ötesinde, insanı merkeze alan, teknolojiyi anlamlı kılan ve sürekli gelişen yaşayan bir modeldir.

 

Haberi pdf olarak okumak için görsele tıklayın. 


 

Bizde içerik bol, seni düzenli olarak bilgilendirmemizi ister misin? :)


Yeni makalemizi okudunuz mu?