“İnsana ‘kaynak’ olarak bakmak, geçtiğimiz yüzyılın gerçeği olarak kaldı.”

Favorilere Ekle
İK departmanının adını People & Culture (İnsan ve Kültür Departmanı) olarak değiştiren Avon Türkiye’de ‘insan merkezli’ değişim ve dönüşüm son hızla devam ediyor. Şirketin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnsan ve Kültür Direktörü Başak Evrim Daltaban “Dünyada 135 yıllık geçmişiyle çok önemli bir konuma sahip olan Avon olarak daha iyi bir gelecek için büyük bir değişimin başlangıcına imza atıyoruz” diyerek hayata geçirdikleri büyük değişim projelerini siz okurlarımızla paylaşıyor. Kendisine sadece değişim projelerini değil, pandemi dönemindeki İK süreçlerini ve operasyonlarını nasıl yönettiklerini, çalışan deneyimi konusunda neler yaşadıklarını ve Z kuşağına yönelik çalışmalarını sorduk.
Öncelikle sizi tanımak isteriz. Kariyer hikayenizi okurlarımızla paylaşır mısınız?

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldum. İş yaşamına İktisat Bankası’nda İK yetkilisi olarak başladım. Daha sonra PepsiCO ve Liberty Mutual Sigorta şirketlerinde yöneticilik rollerinde yer aldım, burada stratejik ve operasyonel ihtiyaçları karşılayan İnsan Kaynakları inisiyatiflerinin belirlenmesi, planlanması ve uygulanması alanında çalışmalarda bulundum. Ardından jenerik ilaç üreticisi Teva’da Türkiye ve Güney Afrika İnsan Kaynakları ekiplerinin yönetimi ve şirketin satın alma/birleşme projelerinin İK süreçlerinde görev aldım. 28 Eylül 2017 itibariyle Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnsan Kaynakları Direktörü olarak Avon ailesine katıldım. 

AVON olarak İK bölümünün adını İnsan ve Kültür Departmanı olarak değiştirdiğinizi biliyoruz. Neden İnsan ve Kültür ve bu değişim İK süreçlerinde neleri dönüştürdü?

Dünyada 135 yıllık geçmişiyle çok önemli bir konuma sahip olan Avon olarak daha iyi bir gelecek için büyük bir değişimin başlangıcına imza atıyoruz. 2030 Yaşam Taahhüdümüz kapsamında iklim değişikliği, etnik çeşitlilik ve cinsiyet eşitliği ile geri dönüşüm ve sürdürülebilir kaynaklar konusunda hedefler belirledik ve “Dünyanın en iyisi değil, Dünya için en iyi şirket” olmayı misyon edindik. Bu alanda çalışmalarımızı sürdürürken, çalışanlarımızın memnuniyetini her zaman ön planda tutmayı da önceliklerimizden biri olarak belirledik. 

Bu sebeple İK departmanı olarak çalışanlarımızın memnuniyetine yönelik önemli bir dönüşüm sürecine giriş yaptık. Biz Avon olarak bu süreçte “İnsan Kaynakları” departmanının rolünün hayli değiştiğini gördük ve yeni çalışma düzeninde, yenilenerek bir başlangıç yapmak istedik ve ilk adım olarak departman ismimizi değiştirerek işe başladık. 20. yüzyıldaki iş hayatının dinamiklerine ve çalışana bakış açısı; performans karnesi, KPI ve yaratılan verimlilikti. Ancak 21. yüzyılda amaç birliği, dünyayı daha iyi bir yer yapmaya katkı gibi, çalışanın tüm benliğiyle işin bir parçası olduğu bir dönüşüm söz konusu. Bu nedenle, insana ‘kaynak’ olarak bakmak, geçtiğimiz yüzyılın gerçeği olarak kaldı. 

Biz de Avon olarak önümüzdeki dönemde, çalışanların tam merkezde olduğu, katkı süreçlerinin arttığı, kendisini o şirkete ait hissettiği ve dolayısıyla daha içten ve yoğun katkı sunacağı ortamlar yaratan İK sistemi planlıyoruz. Kendimizi, stratejimize ve misyonumuza uygun bir isimle tanıtmayı uygun bulduk. İnsanı odağına alan bir şirkete yakışacak şekilde kendimizi dönüştürdük. 

Son dönemlerde İK profesyonellerinin iş yükünü artıran pandemi döneminde AVON nasıl bir süreçten geçti, çalışanlara nasıl destekler sundunuz?

Koronavirüs kapsamında Avon olarak ilk aksiyon alan şirketlerden biriyiz. 65 ülkede 20 bin çalışanı ve 5 milyondan fazla temsilcisi bulunan Avon olarak salgınla ilgili dünyadaki tüm gelişmeleri ilk günden bu yana büyük bir dikkatle takip ettik. Bir yandan da olası önlemlerle ilgili hazırlıklarımızı yaptık. Bu anlamda evden ya da ofis dışından çalışırken şirket sunucularında tutulan belge ve datalara ulaşmak çok önemli olduğu için çeşitli bulut uygulamalarımızı devreye aldık. Ofis dışında tüm personelin ortak işler üzerinde çalışmasına yardımcı olan uygulamaları hayatımıza entegre ettik. 

Bununla birlikte, bir süredir haftada bir olmak üzere home-office olarak çalışma hayatımızı sürdürmeye başlamıştık. Bu uygulama ile amaçlarımızdan biri de olası kriz zamanlarına hazırlıklı olmak idi. Nitekim, dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs salgınına yönelik ülkemizde yapılan açıklamalarla birlikte Avon olarak bu konuda hemen organize olduk ve 16 Mart 2020 tarihinden itibariyle ofis ve saha çalışanlarımızın güvenliği için uzaktan çalışma sistemine geçiş yaptık. 

Gelişen teknolojiler sayesinde müşteri hizmetleri ekibimiz evden aynı şekilde hizmet vermeye devam ediyor. Normalleşme süreci için de çalışanlarımızın da görüşlerini almak üzere hızlı beyin fırtınası toplantıları yaparak bir süreç oluşturduk. Kendimiz için hayata geçirdiğimiz tüm güvenlik önlemlerini temsilcilerimiz için de sağladık. Onlar için tüm donanımları hazırladık, onları bilgilendirdik, eğittik. Sahada olma stratejilerimizi evden yürütülebilir hale çevirdik ve saha yönetim modelimizi geliştirip dönüştürerek onların da bizimle beraber eve girmesini sağladık. 

Pandemi sürecinde gelinen noktayla birlikte de Mart ayında başlayan evden çalışma sürecimiz Ağustos ayı itibariyle %50 doluluğu aşmayacak şekilde dönüşümlü olarak evden çalışma düzeniyle devam ediyor.

İşe alım ve oryantasyon süreçlerinizde de revizyona gittiniz. AVON’un yeni işe alım süreçlerinden de bahsedebilir misiniz?

Avon olarak pandemi sürecinde işe alım uygulamalarımıza ara vermedik. Görüşmelerimizi online platformlarda devam ettirdik. Örneğin; pandemi sürecinde Avon Fas Ülke Müdürlüğü gibi üst düzey bir pozisyon için adaylarla online görüşerek bu rolü Nisan sonu itibariyle doldurduk. Yine yönetim ekibimize çok önemli isimleri dahil ettik. Bu süreci de büyük ölçüde online olarak yürüttük.

İş dünyasına hızla giriş yapmaya başlayan Z kuşağına yönelik çalışmalarınız var mı? AVON, Z kuşağını işe nasıl dahil etmeyi düşünüyor?

“People & Culture – İnsan ve Kültür Departmanı” olarak çalışma hayatına yeni katılan ya da yakın zamanda katılacak genç neslin beklentilerini anlamaya devam ediyoruz. Değişen beklentileri dinlemek, anlamak ve çalışma hayatına ilişkin yeni yaklaşımlardan nasıl ilham alabileceğimiz üzerine düşünmek en önemli gündemlerimizden biri. Z jenerasyonu yavaş yavaş iş hayatına katılmaya başladı ve onların sahip olduğu farklı özellikler de uzun zamandır gündemimizde. Bu jenerasyonun ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına çalışmalar yapıyoruz. 2020 yılında üniversiteler arasında Avon Bright Minds Challenge adlı bir yarışma düzenledik. Amacımız, üniversite öğrencilerinin Avon Türkiye’nin yeni nesil işe alım süreçlerini tasarlamaları ve bu konudaki fikirlerini iletmeleri için bir mecra yaratmaktı. Yarışma sonunda da çeşitli ödüllerle onları teşvik etmek istedik. Çok olumlu, güzel geri dönüşler aldık. 

AVON İnsan ve Kültür Departmanı, çalışanın hayatında neleri değiştiriyor, nelere dokunuyor? Gelecek dönemde hayata geçirmeyi düşündüğünüz projelerinizi de dinlemek isteriz. 

Günümüz koşulları ve yaşadıklarımız bize ortak amaç yaratabilmenin ne kadar kritik olduğunu gösterdi. Zorlu durumlarda ortak amacınız varsa ve bu ortak amaç tüm çalışanlarınız tarafından sahiplenilmişse, zorluklara, krizlere, pandemi gibi hiç öngörülemeyen konulara çok hızlı reaksiyon verebiliyorsunuz. Avon İnsan ve Kültür Departmanı olarak gelecek dönemde, öncelikle ortak amaç yaratabilecek projeler konuşuyor olacağız. İkinci olarak, çalışanlarının, iş ortaklarının müşterisinin iyiliğinin önceliğinin çok fazla öne çıktığı bir süreç yaşanacak. 

Eskiden müşteri her zaman haklıdır derdik. Artık çalışanların aşırı merkezde olduğu bir Avon kurguluyoruz. Çalışan şirkete yeterince bağlıysa, duygusal olarak kendisini o şirkete ait hissediyorsa, çok daha hızlı reaksiyon verip işi sahipleniyor. Ortak amacın da etkisiyle çalışanın şirkete katkısı çok daha yüksek oluyor. Çalışan bağlılığı, çalışan iyiliği ve sağlığının daha merkeze konumlanacağını düşünüyorum. Bu pandemi, bir iki kişinin aklıyla yürütülebilecek bir süreç değildi. Şirketteki her çalışanın, paydaşların tamamının katkısının ne kadar önemli olduğunu gördük. Ortak aklın ne kadar iyi çözümler üretebileceğini gördük. Çok daha demokratik olmanın, hızlı karar alabilmenin öneminin gördük. Şirket içi demokratikleşmenin de bu süreçten sonra önemli bir gündem olacağını düşünüyorum. 


Yeni makalemizi okudunuz mu?