Her Sokağı Tarih Kokan Antik Başkent; Atina


Atina, zengin tarihi, ilginç sokak sanatları, muhteşem yemekleri ve en iyi şehir manzaralarıyla dolu, Yunanistan'ın her sokağı tarih dolu antik başkenti… Adımınızı ilk attığınız andan itibaren hissedeceğiniz şey; neşe, sakinlik, her köşede bolca çiçek, bembeyaz binalar ve güler yüzlü insanlar. Atina’da sanki iyileştirici bir şey vardı, sokaklarında gezerken zihnim sakinleşti, trafiğin olmaması yetişebilmek endişemi dindirdi. Geçmişi binlerce yıla yayılan bir tarihe sahip olan Atina, birçok gezginin Yunanistan'la ilk tanışma merkezi olarak tarih sahnesindeki yerini yüzyıllardır koruyor. Atina’da harika sokak sanatları, inanılmaz lezzet de ve bizim kültürümüzle çok eşdeğer yemekler, rengarenk mahalleler ve çok fazla tarih ile gerçekten herkes için bir şeyler var.

Atina'da kaç gün kalmak isteyeceğiniz, nasıl bir plan yapmak istediğinize göre değişir. Sadece antik yerleri gezmek ve şehrin sokaklarında salınarak şehri keşfetmek isterseniz en az 2 veya 3 gün geçirmenizi tavsiye ederim. Ancak eğer işin içinde inanılmaz güzellikteki plajları da dahil etmek isterseniz o zaman tatilinizi en az 1 haftaya çıkartmanızı tavsiye ederim. 

Bu yazımda sizlere Atina'da yapılacak en iyi şeyleri, nasıl dolaşılacağını ve nerede kalacağınıza dair önerilerimi paylaşacağım.
Haydi gelin yola çıkalım. 

Atina'yı ziyaret etmek için en iyi zaman Mart, Nisan ve Mayıs veya Eylül, Ekim ve Kasım ayları arasıdır. Bu aylar Yunanistan'da İlkbahar ve Sonbahar aylarıdır ve hava yaz aylarına göre gezmek için çok daha idealdir ve hem konaklama hem de bilet fiyatları çok daha uygundur. 

Yaz, karşı konulamaz Yunan adaları nedeniyle Yunanistan'ı ziyaret etmek için çok popüler bir zamandır; eğer bu ayları ziyaret ediyorsanız yüksek sıcaklıklara, güçlü güneşe ve daha fazla kalabalığa kendinizi hazırlayın. 

Atina’da Mutlaka Görmeniz Gereken Yerlerden Bazıları

•    Akropolis, Akropolis Müzesi, Aeropagus, Antik Atina Agorası ve daha birçok turistik yer dahil olmak üzere Atina'nın en önemli noktalarına gidebilir, 
•    Filopappou Tepesi ve Lycabettus Tepesi gibi Akropolis'in her açıdan manzarasının yanı sıra Atina deneyiminizi tamamlayacak daha antik yerleri görebilir,
•    Dünyanın en iyi korunmuş amfitiyatrosunun yer aldığı, antik tarih tutkunlarının mutlaka gitmesi gereken Mycenae, Epidaurus ve Nafplio dahil Mora Yarımadası bölgesine günlük gezi yapabilirsiniz. 

Plaka ve Akropolis

Atina'ya ilk kez gelen pek çok ziyaretçi, kendini Akropolis'in eteğinde bulunan hem renkli hem de bir o kadar güzel evlerin bulunduğu mahalle olan Plaka'ya atıyor. Plaka’da modernle eskinin karışımını keşfetmeniz an meselesi!  Plaka, muhteşem restoranları ve birçok mağazasıyla Atina'nın en eski mahallelerinden biridir. İlkbahar ve yaz aylarında sokaktaki çiçekler canlanarak Plaka'yı daha da renklendiriyor. Harika Yunan yemekleri ve inanılmaz kaju beyazı sundukları için öğle yemeği için Veganki'yi şiddetle tavsiye ediyorum! 

Plaka’da gezilecek çok fazla yer var. Hadrianus Kütüphanesi'nin arkeolojik alanlarını bulabilir ve Roma Agorası'nı ziyaret edebilirsiniz. Plaka'nın iki ana caddesi vardır: Adrianoú ve Kydathinéon. Bu sokakları çok kalabalık buluyorsanız daha küçük sokaklara göz atsanız iyi olur. Sokaklarda otantik hediyelik eşya dükkanları bulabilirsiniz. Ayrıca ziyaret edebileceğiniz birçok mağaza ve restoran da vardır. 

Gelelim Atina'nın en ünlü simgesi olan Akropolis’e... 

Akropolis, 2.500 yılı aşkın süredir kendisine bakan tüm evlere muhteşem manzarasını sunuyor. Eğer Akropolis’e bir ziyaret planlıyorsanız, biletinizi mutlaka önceden online alın. Böylece hem kalabalıktan hem de sıcak havada kuyruklarda beklemekten kurtulursunuz, tabii bir de mutlaka o gün güne erken başlayın ve Akropolis’e ilk giren siz olun. Müzelerden ve antik yerlerden hoşlanıyorsanız, Akropolis de dahil olmak üzere Atina'nın birçok turistik mekanına girişi içeren kombine bilet satın almanızı tavsiye ederim, böylece her şey bir paket olarak size çok daha uygun fiyata gelecektir. 

Tepenin zirvesinde çıktığınızda kendinizi dünyanın en ünlü Yunan harabesi olan Parthenon'un eteklerinde bulacaksınız. Parthenon, MÖ 447 ile 438 yılları arasında şehrin koruyucu tanrıçası Athena'ya ait bir tapınak olarak inşa edilmiş. Antik tapınak çok büyük ve sürekli bir restorasyon halinde. Atina'ya kaç kez gitmiş olursanız olun, Akropolis'te ve bu geniş şehrin üzerindeki tepenin üzerinde yer alan güzel binada büyülü bir şeyler göreceğinizden emin olabilirsiniz. 

Akropolis'te başka ilginç yerler de var. Kuzey tarafında, sundurmanın bol dökümlü kadın şeklindeki altı sütunla desteklendiği Erechtheion'u görürsünüz. Dionysos Tiyatrosu tepenin eteklerinde (Akropolis Müzesi'ne giden yol üzerinde yürümeye oldukça elverişli bir konumda) yer alır ve etkileyici bir manzarası vardır. 

Athena Nike Tapınağı; Atinalıların hepsi Athena'ydı; sonuçta şehirlerine onun adını verdiler. Savaş sırasında Atina'nın yanında olacak tanrıça olarak kabul ediliyordu. Athena'nın çeşitli biçimleri vardır, ancak burada onurlandırılana "Athena Nike" denir; burada "Nike", Antik Yunanca'da "Zafer" anlamına gelir. "Zafer" kelimesi Latince "Victoria" kelimesinden gelir, ancak Yunanca versiyonu aslında Nike ayakkabı markasının adını aldığı yerdir. Athena Nike Tapınağı oldukça küçük, Akropolis’in hemen girişinde bulunuyor. Görmeniz gereken yerlerden biri olarak listenizde yer almalı.

Akropolis Müzesi; Akropolis gezinizi tamamladıktan sonra, bu antik tepedeki birçok hazinenin sergilendiği Akropolis Müzesi'ni de atlamamanızı tavsiye ederim. Akropolis Müzesi, Trip Advisor'ın gezginin seçimi ödüllerine göre dünyanın en iyi 6. müzesi seçildi.  Özellikle hava karardıktan sonra 2. Katta bulunan kafesine gitmenizi mutlaka öneririm çünkü manzarası efsane... Ayrıca Akropolis Müzesi’ne de en az 2 saatlik bir zaman ayırmanızı tavsiye ederim. 

Anafiótika; Akropolis'in yamaçlarından Anafiótika'ya doğru bir yürüyüşe çıkmanızı ve bu güzel mahalle de bir kahve içmenizi tavsiye ederim. Anafiótika’da Santorini'yi anımsatan küçük beyaz, ada tarzı evlerden oluşan sokaklar görebilir ve elbette bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Anafiotika, Plaka'ya göre biraz daha sessiz ve ayrıca daha az turist var. Burası daha çok yerlilerle karşılaşacağınız bir yerleşim bölgesi. Şehrin gürültüsünden ve karmaşasından bir molaya ihtiyacınız varsa buraya gelmenizi tavsiye ederim. Bu bölgede biraz yukarıya doğru yürüdüğünüzde küçük Ágios Simeónos kilisesini de ziyaret edebilirsiniz. Yakınında genelde kalabalık olmayan, güzel manzaranın tadını çıkarabileceğiniz birçok nokta var.

Monstraki Meydanı; Monastraki, şehrin kalbinde yer alan Atina'nın en eski mahallelerinden biridir. Monastraki Meydanı büyük küçük tüm Atinalılar için ünlü bir buluşma yeridir ve çevresindeki bölge de görülecek ve yapılacak pek çok şey bulunmaktadır. Meydanın ortasında tarihi dönemlerin, mimarinin ve kültürlerin bir karışımını, farklı yönlere giden birçok yolu görebilirsiniz. 

Akropolis'in gölgesinde yer alan Monastraki Meydanı, 6000 yıldır aralıksız yaşanılan eşsiz bir mahalle! Batı Kültürünün en eski, en tarihi ve önemli mahalleleri arasındadır. “Monastraki” adı, Osmanlı işgaline karşı Yunan Devrimi sırasında kurulmuştur. Meydanda kurulan Rahibe Manastırından -Kadın Manastırı- esinlenilmiştir. Bölge, Atina antik kentinin merkezi olan, Atina'nın en önemli arkeolojik alanlarından biri olan Antik Agora'yı içermektedir. Monastraki meydanının hemen yanında Hadrian Kütüphanesi ve Rüzgâr Kulesi'nin bulunduğu Roma Agorası da bulunmaktadır. 

Meydanın arnavut kaldırımlarının altından antik bir nehir akıyor. Aslında yeni Metro istasyonunun çalışmaları, eski Atinalıların kutsal nehri olan Eridanus Nehri'nin yatağıyla karşılaşması nedeniyle olağanüstü zorluklarla karşılaşmış. Modern şehirde nehrin açığa çıkarılan tek kısmı komşu arkeolojik alan Kerameikos'ta bulunmaktadır. Kayıp nehir yatağının yeniden keşfedilen izleri, Monastraki Metro İstasyonu içindeki arkeolojik bulguların yer aldığı özel sergi alanında kısmen görülebiliyor. 

Atina Ulusal Bahçesi’nde ve Botanik Bahçesi’nde yeşillikler arasında bir yürüyüşe çıkın.

Syntagma Metro İstasyonundan sadece birkaç metre uzakta ve Ulusal Parlamentonun hemen yanında, Ζappeion Salonu ile birlikte bitki örtüsü, nadir bitki türleri, fidanlar ve kuşlarla dolu 24 hektarlık bir alanı kaplayan Ulusal Bahçe bulunuyor. Ulusal Bahçeye 7 farklı kapıdan giriş yapabilirsiniz. 
Bahçe, “Ulusal” olarak yeniden adlandırılmadan önce, varlığını borçlu olduğu Kraliçe olan “Kraliyet” veya “Amalia Bahçesi” olarak adlandırılıyordu. Kral Otto'nun eşi Kraliçe Amalia'nın 1840 yılında tamamlanan bahçeye ilgisi o kadar büyüktü ki, bahçenin bakımına günde en az 3 saatini ayırdığı söyleniyor. Vasilissis, Amalias Bulvarı'na girdiğinizde dikkat çeken, şu anda 25 metre yüksekliğinde bulunan ikonik palmiye ağaçlarını bizzat kendisi dikmiş. 

Ulusal Bahçe, 519 tür ve çeşidi oluşturan 7.000 ağaç, 40.000 çalı ve diğer bitkilere ev sahipliği yapıyor. Erguvan ağaçları, zakkumlar ve keçiboynuzu ağaçları şüphesiz bahçenin yıldızları, diğerleri ise Avustralya çamları veya Çin cennet ağaçları, asırlık Holm meşeleri, selvi ağaçları ve Kanarya Adası hurma ağaçları da ilk yaratıldığı günden bu yana bahçenin vazgeçilmezi olan bitkiler arasında yer alıyor. Okaliptüs ağaçlarının gölgelediği banklara kendinizi bırakmak, kitabınıza gömülmek ve sessizlikte ruhunuzu dinlendirmek isterseniz Ulusal Bahçe tam da size göre bir yer.

Akşam Psyri'de dinlenin.

Atina şehir merkezi harika restoranlar, çatı kafeleri ve barlar ve hatta bolca butik ve mağaza bulmak istiyorsanız Psyri tüm bunlar için harika bir lokasyon. Psyri, Monastiraki Meydanı’nın kuzeyinde yer alır ve Atina’nın en eski mahallelerden biridir. Yıllar geçtikçe çok fazla değişime uğrasa ve çöküntü atmosferi dengelense de bu bölgede çok sayıda terk edilmiş yapıyla karşılaşabilirsiniz. Neoklasik binaların bir kısmı restore edilerek çok sayıda popüler bar ve mağaza olarak hayatına devam ediyor, tabii bu durumda mahalleyi şehrin en canlı lokasyonlarından biri haline getirmiş. Günümüzde bölgenin geleneksel ve modern karakterinin karışımından hoşlanan birçok lokal Atinalının ilgisini çekmektedir. 

Psyri'nin merkezi, mahallenin 5 ana yolunun birleştiği Demiron Meydanı'dır, Kahramanlar Meydanı olarak da bilinir. Meydan, Psyri'nin tam kalbi olup günün her saatinde, özellikle de geceleri insanlarla doludur. Psyri'nin nerede bitip Monastiraki, Thission ve Kerameikos'un ve komşu mahallelerin nerede başladığını kimse tam olarak bilmiyor. Atina'nın tarihi bölgeleri, yakınlıkları ve ortak tarih ve kültürel önemleri nedeniyle bir bakıma içiçe geçmiş durumda. Ancak Psyri, Atina kültürünün ve gece hayatının merkezi olma bayrağını elinde tutuyor. Belki de coğrafi olarak Atina Tarihi Merkezi'nin kalbi olmasıyla bir ilgisi vardır.

Lycabettus Tepesi’ne çıkın ve deniz seviyesinden 277 metre yüksekte Atina’ya kuşbakışı bakın.

Lycabettus Tepesi Atina’nın en yüksek tepesidir. Dairesel bir patika üzerinden güzel bir yürüyüşle çıkılsa da yaz aylarında bir dayanıklılık sınavı ve zorlu bir süreç olabilir, bu nedenle tarihi Teleferiğe binerek tepeye hiç terlemeden çıkabilirsiniz. 

Lycabettus Tepesi'nden gelen manzaranın keyfini günbatımında, Akropolis'in, Olimpiya Zeus Tapınağı'nın, Panathenaic Stadyumu'nun ve Antik Agora'nın ışıklarının yanmasını beklerken çıkartabilirsiniz. Tepenin zirvesinde beyaz badanalı St Agios Georgios Yunan Kilisesini göreceksiniz, içeri girişi serbesttir. Kilisenin önündeki seyir platformu, şehrin kıyı şeridine kadar uzanan geniş Atina manzarasını sunuyor. Ayrıca tepede günün her saatin yeme içme imkanlarının olduğu kafeler mevcut. Atina'nın muhteşem manzarasına sahip olan son derece lüks Orizontes Restoranında akşam yemeği rezervasyonu yaptırabilirsiniz. 

Atina sayfalara sığamayacak kadar çok güzelliği bünyesinde barındıran çok güzel bir şehir. Biraz İzmir, biraz İstanbul, biraz Şirince, biraz Datça gibi geldi bana. Her mahallesi ayrı bir yeri çağrıştırdı. Ben Atina’yı çok ama çok sevdim. Umarım bir gün rotanıza alabilir ve gönlünüzce gezebilirsiniz. Yeni yılınız kutlu olsun, 2024 yılı size bol neşe, huzur, mutluluk, sağlık ve keşif dolu günler getirsin. 

Bir sonraki ay bambaşka bir rotada buluşmak üzere, kalın sağlıcakla. Sevgiler 

Nilay Karagülmez Abamor 
 

DERGİ

HRdergi Haziran sayısı çıktı! İyi okumalar

SATIN AL Haziran 2024