Güntulu Peker: “Asıl Mesele Dijitalleşmek Değil, Kurumsal Aklı Yeniden Kurmak”

Yapay zeka yatırımları iş dünyasında çoğunlukla verimlilik ve otomasyon başlıkları üzerinden değerlendiriliyor. Oysa sahibinden.com’un sahiAI yaklaşımı, bu çerçevenin ötesine geçerek teknolojiyi organizasyonel düşünme ve karar alma biçimlerinin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. 2018’de temelleri atılan bu yaklaşım, şirketin kurumsal birikimini yapay zekânın ölçeklenebilirliği ile buluştururken, daha sistematik, daha dengeli ve daha şeffaf karar süreçleri inşa etmeyi hedefliyor. Bu yönüyle sahiAI, bir dijitalleşme adımından ziyade, kurumsal aklın yeniden kurgulanmasına işaret eden stratejik bir dönüşüm olarak öne çıkıyor. sahibinden.com İnsan ve Sürdürülebilirlik Genel Müdür Yardımcısı Güntulu Peker ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide, yapay zekânın yalnızca süreçleri değil, kurumların insanla kurduğu ilişkiyi de nasıl dönüştürdüğünü ele aldık.
Peker, İK’nın klasik “destek fonksiyonu” rolünden çıkarak veri, teknoloji ve çalışan deneyimini kesiştiren stratejik bir merkeze evrildiğini vurgularken; insan sezgisi ile veri temelli akıl arasında kurulan yeni dengenin, daha adil, daha şeffaf ve daha isabetli karar süreçlerinin kapısını araladığını ifade ediyor. Bu yeni denklemde teknoloji, insanın yerini alan değil; onu daha anlamlı, daha yaratıcı ve daha etkili kılan bir kaldıraç olarak konumlanıyor.
sahiAI ile birlikte sahibinden.com, yapay zekayı bir teknoloji aracı olmaktan çıkarıp kurumsal bir akla dönüştürüyor gibi görünüyor. Bu dönüşümü bir “dijitalleşme” adımı olarak mı, yoksa organizasyonel düşünme biçiminin yeniden inşası olarak mı tanımlarsınız?
sahiAI bizim için teknoloji başlığı olmanın çok ötesinde. 2018 yılında yapay zekayı şirket odağımıza alırken hedefimiz, dijitalleşmenin sınırlarını aşıp organizasyonel zekamızı bu yeni teknolojiyle hibrit bir yapıya kavuşturmaktı. Yapay zeka bugün, karar süreçlerimizi destekleyen ve daha dengeli değerlendirmeler yapmamıza yardımcı olan bir rol üstleniyor. Bunu basit bir dijitalleşme adımı olarak görmüyorum. Bu, 26 yıllık birikimimizi yapay zekanın ölçeklenebilir gücüyle birleştiren bir organizasyonel düşünme biçimi inşası.
2018’den bu yana süren yapay zeka yatırımlarınızın bugün İK süreçlerine kadar genişlemesi, klasik anlamda “destek fonksiyonu” olarak konumlanan İK’yı nasıl yeniden tanımlıyor? Sizce İK, bu dönüşümle birlikte organizasyon içinde nasıl bir rol üstleniyor?
Klasik İK anlayışındaki "destek fonksiyonu" sınırlarını geride bıraktık. Bugün İK, veriyi stratejiye, teknolojiyi ise doğrudan çalışan deneyimine dönüştüren bir merkez üssü konumunda. Yapay zeka yatırımlarımız sayesinde operasyonel yükleri teknolojinin omuzlarına bırakıyoruz. Böylece bizler tamamen kültüre, çalışan refahına ve toplumsal etkimize odaklanabiliyoruz. İK artık süreç yöneten bir birim olmaktan çıkıp, geleceğin yetenek ekosistemini tasarlayan bir mimara dönüştü.
s-yetenek Dijital Kariyer Asistanı gibi uygulamalar, karar süreçlerine algoritmik bir katman ekliyor. Bu noktada “insan sezgisi” ile “veri temelli akıl” arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Kararın nihai sahibi kim?
Kararın nihai sahibi her zaman insan kalmaya devam ediyor, edecek. s-yetenek Dijital Kariyer Asistanı'nın asıl görevi, insan sezgisini köreltmek yerine onu verinin berraklığıyla beslemek. Algoritmalar, karar vericinin görüşünü bulandıran gürültüyü temizleyen ve objektif kriterleri öne çıkaran bir filtre görevi görüyor. Veri temelli akıl bize şeffaf bir zemin sunarken, insan sezgisi bu zemin üzerinde kültürel uyumu ve potansiyeli değerlendiriyor. Bu iki yaklaşımın dengesi, karar süreçlerimizi daha güçlü ve dengeli bir zemine taşıyor.
Yapay zekanın İK süreçlerine entegrasyonu çoğu zaman verimlilik üzerinden tartışılıyor. Oysa siz bunu aynı zamanda bir kültür inşası aracı olarak konumlandırıyorsunuz. Teknoloji, gerçekten daha “insani” organizasyonlar yaratabilir mi?
Daha insani bir organizasyonun anahtarı, çalışanların alanlarını genişletmekten geçiyor. Mekanik ve rutin süreçleri yapay zekaya devrettiğimizde, yöneticilerimize ve çalışanlarımıza birbirlerini dinlemek, empati kurmak ve yaratıcı çözümler üretmek için paha biçilmez bir zaman kalıyor. Biz teknolojiyi soğuk bir otomasyon aracı olarak görmüyoruz. Teknolojiyi çalışan deneyimini derinleştiren ve "Eşitliği Sahiplen" vizyonumuzu günlük pratiğe döken bir kaldıraç olarak konumluyoruz.
Sahi Lider Dijital Lider Koçu, liderliği ölçülebilir ve geliştirilebilir bir alana taşıyor. Bu yaklaşım, liderliği daha rasyonel bir zemine mi çekiyor, yoksa liderliğin doğasındaki sezgisel alanı dönüştürüyor mu?
Sahi Lider, liderliği rasyonel bir kalıba hapsetmek yerine, liderlerimizin sezgisel kabiliyetlerini veriyle güçlendiriyor. Dijital lider koçumuz; sunduğu senaryo simülasyonları ve veri odaklı geri bildirimlerle yöneticilerimizin empati, ekip yönetimi ve performans konularında çok daha isabetli adımlar atmasını sağlıyor. Teknoloji burada lideri robotlaştırmak yerine, onun duygusal zekasını ve liderlik içgüdülerini daha donanımlı bir şekilde kullanabileceği yeni kanallar açıyor.
Yapay zeka destekli İK uygulamalarında sıkça tartışılan başlıklar: Önyargı, etik ve güven. sahibinden.com bu üçlü dengeyi nasıl kuruyor? “Adil algoritma” sizin için ne ifade ediyor?
Bizim için adil algoritma, değerlendirmelerde odağı yalnızca yetkinlik ve performansta tutan bir yaklaşım. s-yetenek ile aday değerlendirme süreçlerinde cinsiyet, yaş veya benzeri, rol ile doğrudan ilgisi olmayan tüm faktörleri sistem dışında bırakıyoruz. Böylece fırsat eşitliğini sadece bir ilke olmaktan çıkarıp, her aşamada uygulanan bir standart haline getirdik. Dijital asistanımız, değerlendirme süreçlerinde daha tutarlı ve şeffaf bir yapı kurulmasına katkı sağlıyor. Güven ise tam olarak bu şeffaflıktan ve her adayın eşit şartlarda değerlendirildiğini bilmesinden doğuyor.
Bugünden ileriye baktığınızda, yapay zekanın etkisiyle İK’nın evrileceği yönü tek bir kavramla ifade etmeniz gerekse, bu ne olurdu? Ve bu yeni denklemde İK profesyonellerini bekleyen en kritik zihinsel dönüşüm sizce nedir?
Bu kavram benim için kesinlikle "Deneyim Mimarlığı" olurdu. İK profesyonellerini bekleyen en kritik zihinsel dönüşüm ise, "prosedür uygulayıcısı" kimliğinden sıyrılıp "proaktif bir kültür ve deneyim tasarımcısı" kimliğini benimsemek. Sadece olanı yönetmek yeterli gelmiyor, önümüzdeki süreçte de yeterli gelmeyecek. Yapay zekadan gelen veriyi doğru okuyup çalışan yolculuğunu yarının ihtiyaçlarına göre bugünden kurgulayan bir vizyona sahip olmamız gerekiyor.