GENÇ YOKSULLUĞU: Yetenek Yönetiminin Geleceğindeki En Büyük Sorun



Günümüz dünyası, her geçen gün daha da karmaşık hale geliyor ve başarı, inovasyon ve yeteneklerin keşfedilip geliştirilmesiyle şekilleniyor. Ancak, bu parlak geleceği gölgede bırakan derin bir sorun var: genç yoksulluğu. Türkiye'de binlerce genç, umut dolu hayallerine ulaşmak yerine ekonomik sıkıntılar ve yetersiz eğitim fırsatlarıyla boğuşuyor. Gençlik, toplumun en dinamik ve yenilikçi gücü olmasına rağmen, bu potansiyelin birçoğu maalesef yoksulluk nedeniyle boğulup kalıyor.

Genç yoksulluğu, sadece maddi imkân eksikliği değil, aynı zamanda eğitim fırsatlarının eşitsizliği ve sosyal hareketlilikteki engeller gibi derin yapısal sorunları da beraberinde getiriyor. Türkiye'de gençlerin işsizlik oranı alarm verici bir şekilde yüksek, bu da gençlerin iş gücüne katılımını engelliyor ve geleceğe dair umutlarını zayıflatıyor. Dahası, yoksulluk içinde büyüyen gençlerin sahip oldukları potansiyeli gerçekleştirmeleri giderek zorlaşıyor ve bu durum, toplumsal hareketlilik ve ekonomik büyüme için büyük bir engel teşkil ediyor.

Türkiye'de Genç Yoksulluğu: İstatistiklerin Ötesinde Bir Gerçeklik

Her sabah umutla uyanan gençler, hayallerinin peşinden koşmak yerine ekonomik sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2023 yılı verilerine göre, 15-24 yaş arası gençlerin işsizlik oranı %24,5'e ulaşmış durumda. Bu rakamlar, soğuk istatistiklerin ötesinde, gerçek hayat hikayelerini barındırıyor. Bu gençlerin birçoğu, yeteneklerini ortaya koyabilecekleri iş fırsatlarından yoksun kalarak, potansiyellerini gerçekleştirememenin acısını yaşıyorlar.

Ancak işsizlik oranının ötesinde, gençlerin iş gücüne katılım oranı %38,8 olarak belirlenmiş durumda. Bu demek oluyor ki, gençlerin neredeyse yarısı eğitimde veya iş gücünde yer alamıyor; adeta bir çıkmazda sıkışıp kalmış durumdalar. Hayatlarının en verimli ve heyecanlı dönemlerinde, umutlarını ve enerjilerini kullanabilecekleri fırsatlar olmadığı için büyük bir umutsuzlukla karşı karşıya kalmış durumdalar.

Üstelik gençler arasında yoksulluk oranı da %23,4 ile genel nüfustaki yoksulluk oranından oldukça fazla. Ekonomik sıkıntılar içinde büyüyen bu gençler, sadece maddi zorluklarla değil, aynı zamanda eğitim ve kariyer fırsatlarındaki adaletsizliklerle de mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Bu durum, sadece bireysel olarak değil, toplumsal ve ekonomik açıdan da ciddi bir sorun teşkil ediyor.

Genç yoksulluğunun bu derinlikte ve yaygınlıkta olması, sadece istatistiklerle ifade edilemeyecek kadar büyük bir sorundur. Bu gençlerin, gelecekteki potansiyellerini gerçekleştirebilmesi için adil bir şans ve destek sistemine ihtiyaçları var. Onların potansiyellerini keşfetmeleri ve geliştirmeleri, sadece bireysel başarılarını değil, aynı zamanda ülke ekonomisinin ve toplumunun genel refahını da artıracaktır.

Bu gençler, hayatlarının en değerli zamanlarını umutsuzlukla geçirmek yerine, doğru yönlendirme ve destekle, parlak bir geleceğe sahip olabilirler. Devlet, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle oluşturulacak kapsamlı politikalar ve programlar, genç yoksulluğunun azaltılması ve gençlerin potansiyellerini gerçekleştirmelerinin önündeki engellerin kaldırılması konusunda kritik öneme sahiptir. Yaratıcılık, çeşitlilik ve adaletin ön planda olduğu bir iş dünyası ve toplum için bu adımlar atılmalıdır.

Genç Yoksulluğunun Yetenek Yönetimine Etkileri

Kapanan Yetenek Kapıları

Genç yoksulluğu, yeteneklerin keşfedilmesi ve geliştirilmesi yolunda en büyük engellerden biridir. Ekonomik sıkıntılar içinde büyüyen gençler, kaliteli eğitime ve kariyer fırsatlarına erişim konusunda büyük zorluklar yaşarlar. Birçok genç, potansiyellerini gösterebilecekleri ortamlara erişim sağlayamadan yeteneklerini geliştirme şansını kaybeder. Bu durum, iş dünyasının ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün önündeki engelleri artırır ve toplumun geleceğini tehdit eder. İşyerlerinin çeşitliliği ve yenilikçiliği için kritik öneme sahip olan gençlerin yetenekleri, ekonomik sınırlamalar yüzünden göz ardı edilir ve bu durum, toplumun genel dinamizmini olumsuz etkiler.

Geleceği Kısıtlanan Gençler

Yoksulluk, gençlerin eğitimlerini tamamlama ve mesleki becerilerini geliştirme şanslarını azaltır. Eğitim masrafları ve iş arama süreçleri, yoksulluk içindeki gençler için ciddi engeller oluşturur. Bu gençler, zamanla hayallerini gerçekleştirememenin acısını yaşarken, toplumsal olarak da önemli kayıplar yaşanır. İş dünyası, farklı bakış açıları ve yenilikçi fikirlerle beslenen gençlerin katkılarından mahrum kalır. Dolayısıyla, gençlerin potansiyellerini geliştirememesi hem bireysel hem de toplumsal düzeyde büyük kayıplara yol açar.

Kırılan Umutlar ve Motivasyon

Ekonomik sıkıntılar içinde yaşayan gençler, umutlarını ve motivasyonlarını yitirirler. İş hayatında başarıya ulaşma umutları zayıflar ve gençler, geleceğe dair güvenlerini kaybederler. Bu durum, iş yerlerinde verimlilik düşüşüne neden olur ve toplumsal dinamizmi azaltır. Gençlerin umutlarının kırılması, sadece onların bireysel hayatlarını etkilemez; aynı zamanda toplumsal bir trajedidir. İş dünyası, gençlerin motivasyonlarını ve potansiyellerini nasıl harekete geçirebileceği konusunda stratejik adımlar atmazsa, gençlerin yetenekleri heba olabilir ve toplumun genel refahı da zarar görebilir.

Yaratıcılık ve Çeşitlilikte Kaybı

Genç yoksulluğu, iş yerlerinde çeşitlilik ve kapsayıcılık ilkelerinin uygulanmasını zorlaştırır. Farklı ekonomik geçmişlere sahip gençlerin iş gücüne katılma şansları azaldıkça, iş yerlerinde yenilikçi fikirler ve farklı bakış açıları da eksik kalır. Bu durum, toplumsal ve ekonomik ilerlemenin önünde büyük bir engel oluşturur. İş dünyası, çeşitlilik ve kapsayıcılık ilkelerini hayata geçirerek, gençlerin potansiyellerini tam olarak ortaya koymalarını sağlayabilir. Bu sayede, işyerlerinde daha yaratıcı ve yenilikçi bir atmosfer oluşturulabilir ve toplumun her kesiminin katılımıyla güçlenen bir iş gücü yaratılabilir.

Şirketlerin Genç Yoksulluğuyla Mücadeledeki Rolü

Genç yoksulluğunun iş dünyası üzerindeki etkilerini anlamak ve bu soruna karşı sorumluluk almak, şirketler için kritik öneme sahiptir. Şirketler, sosyal sorumluluklarını yerine getirirken aynı zamanda toplumsal ve ekonomik kalkınmaya da katkıda bulunabilirler. İşte şirketlere düşen görevler:

1. Eğitim ve Beceri Geliştirme Programlarına Destek Olmak

Şirketler, gençlerin eğitimlerini tamamlamaları ve mesleki becerilerini geliştirmeleri için eğitim programlarına destek verebilirler. Özellikle STEM alanları başta olmak üzere, iş dünyasının ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetişmesine katkı sağlayacak eğitim ve staj programları düzenleyebilirler. Bu programlar, gençlerin iş gücüne katılımlarını artırarak yoksullukla mücadeleye pozitif bir katkı yapabilirler.

2. Staj ve İşe Alım Fırsatları Sunmak

Şirketler, gençler için staj ve işe alım fırsatları sunarak onların iş deneyimi kazanmalarına ve iş dünyasına entegre olmalarına yardımcı olabilirler. Bu fırsatlar, gençlerin kariyerlerine başlamaları ve kendilerini kanıtlamaları için önemli bir adım olabilir. Ayrıca, şirket içi eğitim programlarıyla gençlerin beceri ve yeteneklerini sürekli olarak geliştirmeleri sağlanabilir.

3. Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Politikaları Uygulamak

Şirketler, iş gücünde çeşitliliği ve kapsayıcılığı teşvik eden politikaları hayata geçirerek genç yoksullarının da iş gücüne katılımını destekleyebilirler. Farklı sosyo-ekonomik geçmişlere sahip gençleri işe almak ve onların potansiyellerini değerlendirmek, işyerlerinde yenilikçi düşünce ve çeşitlilik yaratılmasına katkı sağlayabilir.

4. Yerel Topluluklara ve Eğitim Kurumlarına Destek Olmak
Şirketler, yerel topluluklara ve eğitim kurumlarına yapacakları maddi ve manevi desteklerle gençlerin eğitim ve gelişimlerine katkıda bulunabilirler. Okul binalarının yenilenmesi, kütüphane ve bilgi teknolojileri alanında yapılan yatırımlar, gençlerin eğitim olanaklarına erişimini artırabilir ve onların yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olabilir.

5. Sosyal Girişimcilik ve İnovasyonu Teşvik Etmek
Şirketler, sosyal girişimcilik ve inovasyonu teşvik ederek gençlerin kendi iş fikirlerini geliştirmelerine destek olabilirler. Bu tür girişimler, hem gençlerin ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarına yardımcı olabilir hem de toplumsal kalkınmaya katkı sağlayabilir.

6. Şeffaflık ve Sürdürülebilirlik İlkelerine Bağlı Kalmak
Son olarak, şirketlerin genç yoksulluğuyla mücadeledeki rolü, şeffaflık ve sürdürülebilirlik ilkelerine bağlı kalmalarıyla da belirlenir. Şirketler, iş yapış şekillerini ve tedarik zincirlerini sürdürülebilirlik perspektifiyle yeniden gözden geçirerek sosyal etki yaratma potansiyellerini artırabilirler.

Gençlerin yükü ağır; bu yükü devlet ve özel sektör beraber taşımalı! 

Genç yoksulluğu, yetenek yönetiminin geleceğinde karşılaşılan en büyük sorunlardan biridir. Türkiye'de genç nüfusun büyük bir kısmı ekonomik sıkıntılar ve eğitim fırsatlarının yetersizliği nedeniyle potansiyellerini gerçekleştirememektedir. Bu durum, iş dünyasında yetenek havuzunun daralmasına, yetenek gelişiminin engellenmesine ve iş verimliliğinin düşmesine neden olmaktadır.

Gençler, hayallerini gerçekleştirmek ve kendilerini kanıtlamak için gereken fırsatlara erişim sağlayamadıklarında, sadece bireysel hedeflerinden değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik potansiyelinden de mahrum kalırlar. İş dünyası, bu gençlerin potansiyellerini keşfetmelerine ve geliştirmelerine olanak tanıyarak hem kendi iş gücünü güçlendirir hem de toplumsal refahı artırır.
Ancak, devlet ve özel sektörün iş birliğiyle hayata geçirilecek eğitim ve beceri geliştirme programları, staj ve işe alım fırsatları, ekonomik destekler ve kapsayıcılık politikaları, genç yoksulluğunun etkilerini azaltabilir ve yetenek yönetimi stratejilerini güçlendirebilir. Şirketler, sadece karlılıklarını artırmakla kalmayıp aynı zamanda toplumsal sorumluluklarını da yerine getirerek, gençlerin hayatlarını olumlu yönde etkileyebilirler.

Gençlerin potansiyellerini gerçekleştirebilmeleri hem bireysel hem de toplumsal düzeyde büyük kazanımlar sağlar. Yaratıcılıklarıyla iş dünyasına katkı sağlayacak gençlerin, adaletli ve destekleyici bir ortamda yetişmeleri, ülkenin geleceği açısından kritik öneme sahiptir. Genç yoksulluğuyla mücadele etmek, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma için vazgeçilmez bir adımdır.

Bu nedenle hem şirketlerin hem de devletin gençlerin potansiyellerini keşfetmelerine, geliştirmelerine ve iş dünyasına katılmalarını sağlamalarına yönelik adımları atması, gelecek nesiller için daha adil ve verimli bir dünya inşa etmek için hayati öneme sahiptir. Gençlerin önündeki engelleri kaldırarak, onlara fırsat eşitliği sunmak, toplumun her kesiminin refahı için temel bir taahhüttür.
 

DERGİ

HRdergi Temmuz - Ağustos sayısı çıktı! İyi okumalar...

SATIN AL Temmuz - Ağustos 2024