Editörden: Çalışanın bağımsızlık istediği yerde lider bağlılık isterse…

Favorilere Ekle

Çalışanın bağımsızlık istediği yerde lider bağlılık isterse… 

Şu an kurumların ve liderlerin en önemli gündem maddesi ‘bağlılık’… Çalışan bağlılığı kavramı özellikle bağımsız çalışma veya uzaktan çalışma ile birlikte daha çok tartışılır oldu. Uzaktan çalışan ve kendine göre bağımsız bir iş alanı oluşturan bir insanı kuruma bağlamak gerçekten zor mu? Bence gerçekten de zor! Bağımsızlık ve bağlılık kavramları diyalektik olarak birbirinin zıttı gibi düşünülebilir mi? Bence hem evet hem hayır! Kendi özel alanında işlerini aksatmadan çalışmayı başardığını görerek bağımsızlığını ilan etmiş bir çalışanı ‘bağlı’ kılmak bazı liderlerle her halükârda zor ama bazı liderler ile hiç değil! 

Özellikle geleneksel ebeveyn tarzı liderlik rolü üstlenen yöneticinin çalışanlara özgür veya bağımsız bir çalışma ortamı sunma konusundaki çekinceleri yadsınamayacak boyutta ciddidir. Adeta kuralcı bir anne baba gibi çalışanın ‘gözünün önünde’ olmasını ister, tabir-i caizse anne babasından (kendi yöneticisinden) ne gördüyse kendisi de onu uygular. Kural ve hiyerarşi onun için her şeydir; ona göre kurumu ayakta tutan şey onlardır. 

Şu pandemi döneminde en büyük sıkıntıyı yaşayan grup hiç şüphesiz ebeveyn tarzı liderler oldu. Çalışanlara dokunamadılar, istedikleri an ulaşamadılar, ne iş yaptıklarını gözetleyemediler, yüz yüze bildirimde bulunamadılar… Peki onlar pes ettiler mi? Tabii ki hayır! Günün her saatinde görüntülü arama, bitmeyen online toplantılar, hafta sonu iş verme ile çalışanın yanında olmayan ama tepesinden inmeyen bir ‘big brother’ olarak çile üstüne çile ektiler. 

Çalışana kalbiyle dokunan liderler ise bu dönemde bağımsızlığı tam tersi bir ‘bağlılık’ aracı olarak gördü. Çalışanın özel alanına müdahale etmeden, zamanından çalmadan veya hayatının merkezine ‘iş’i koymadan bir dönem geçirten liderler bu dönemin kazananı oldu. Sayıları çok az olsa da… Konuşurken liderlik, bağlılık, performans, motivasyon veya çalışan duyguları konusunda mangalda kül bırakmayanlar değil, gerçekten kalben yönetenler kazandı. Şu dönemde en net liderlik bilgisi bence; “çalışanı mutsuz eden kaybeder”dir. 

Eylül ayına notumuzu John Steinbeck’in “Mutsuz bir ruh, bir mikroptan daha hızlı öldürür” sözüyle atalım. Covid-19 tüm iş dünyasını etkileyen öldürücü bir virüs ama şirketler için asıl öldürücü olan “sanal bağlı, gerçek mutsuz çalışanlar” olacak. 


Gülcan Çağlar Çalışkan

Genel Yayın Yönetmeni