Çiğdem Özdemir Evren: Çalışanlarınız sizi çekiştiriyor, duyuyor musunuz? (milyonlar duyuyor haber verelim)

Sosyal medya genellikle şirketlerde pazarlama bölümünün, hatta pazarlama bölümünün görevlendirdiği ajansın “işi” olarak görülür. Oysa sosyal medya şirketlerle ilgili bilgilerin “sadece şirket tarafından bilinmesini istediği kadar”la limitlenebileceği bir ortam değil. Şirket çalışanlarının da seslerinin yükseldiği, üstelik de başkaları tarafından duyulduğu bir ortam. Bu açıdan yaklaşan pek çok uluslararası şirketin artık sosyal medya politikaları var. Türkiye’de ise pek çok firma, çalışanların sosyal medyada oluşturduğu marka algısının gerek satışlarına, gerekse “tercih edilen şirket” olma yönündeki çalışmalarına ne kadar katkı yapabileceğinin veya engel olabileceğinin farkında değil.

Sosyal medyanın şirket imajına verebileceği zararın en çarpıcı örneklerinden biri Dominos Pizza ’nın başına gelenler. ABD’de iki Dominos Pizza çalışanının hijyenik olmaktan uzak davranışlarla sandviç hazırlarken kaydettikleri videoyu youtube’a koymalarıyla patlayan skandal firmanın imajına büyük zarar verdi.

Mikroblog sitesi olarak öne çıkan, 140 karakterde insanların o an ne olduğuna dair duygu ve düşüncelerini paylaştıkları Twitter, çalışan duygularının en çok yansıdığı sosyal medya platformlarından. Hatta bırakın şirketleri, twitter’ın ruh hali ile Dow Jones endeksinin tahmin edilebileceğine dair bir araştırma yayınlandı . Twitter’da pek çok çalışanın işyerleri ile ilgili attığı twitleri görebiliyorsunuz. Bu kişilerin nerede çalıştığını LinkedIn’de isimleri aratarak öğrenmek çok kolay. Sizce kim takip ettiği kişi tarafından “çekilmez” olarak tanımlanan bir işyerinde çalışmak ister?

Işte tam bu noktada insan kaynakları yönetiminin son dönemlerdeki en popüler terimlerinden “bağlılık” devreye giriyor. Kişilerin çalıştıkları işyerleri ile ilgili izlenimlerini milyonlara duyurmanın bu kadar kolay olduğu bir dünyada bu tip durumları engelleyecek en önemli faktör şüphesiz çalışan bağlılığı. 10 Kasım’ı törenle kutlayan bir işyerinde çalışan kişinin attığı twiti okurken çalışanın işyeri ile ne kadar gururlandığını hissedebiliyorsunuz. “Tercih edilen işyeri” olmak için ne güzel bir reklam değil mi? Üstelik bu yorumlar “retweet” (kendi takipçilerinle paylaşma) yoluyla bir anda milyonlara yayılabiliyor!

Profesyonellerin iletişim ağı olarak lanse edilen LinkedIn, çalışanların hem bilgi alışverişinde bulunduğu, hem de bir özgeçmişten çok daha fazlasını paylaşarak kendilerini daha iyi tanıtmak yoluyla rahatlıkla iş bulabildiği bir platform. Bir şirketin çalışanlarını arama yaparak bulmak mümkün, ki iş arayan pek çok kişi bunu yaparak bir şirket çalışanına direk ulaşmanın yollarını arıyor. Bu listede çıkan her bir çalışanınız sizin şirketinizin imajını belirliyor. Aynı şekilde tartışma gruplarında yapılan her bir yorum da şirket kültürü, hiyerarşik yapı, yenilikçilik, inisiyatif kullanma gibi konularda şirket ikliminiz hakkında ipuçları veriyor.

Bir de hepimizin bildiği Facebook var tabii. İyi haber, Facebook'da hakkınızda yazılan yazılar Twitter'da olduğu kadar fazla sayıda insana ulaşmayabilir. Çünkü Facebook'da hesaplar genellikle sadece arkadaşlar tarafından görüntülenebiliyor. Kötü haber, tam da bu sebeple, sadece arkadaşlar arasında olduğu için, insanlar işyerleri hakkındaki şikayetleri daha açık yazabiliyorlar, ve bunu sizin ruhunuz bile duymuyor! Üstelik o kişinin arkadaş çevresinde hem şirketteki arkadaşları olabiliyor, dolayısıyla olumsuz düşüncesi başka çalışanlarınız tarafından da duyuluyor, hem de kendisi ile aynı üniversiteden mezun, yani muhtemelen sizin potansiyel çalışanlarınız da bulunuyor. Örneğin, Facebook, Twitter veya Foursquare'de "check-in" yaparak akşam geç saatlerde dahi işyerinde olduğu belli eden bir çalışanınız, tüm çevresine şirketinizin mesai saatleri hakkında bir fikir vermiş oluyor.

Şirketlerin “çekiştirildiği” platformlar arasında bazı internet siteleri de dikkat çekiyor. Büyük uluslararası şirketlerin kurum kültürleri ve maaşları hakkındaki bilgiler glassdoor.com sitesinde çalışanlar tarafından paylaşılıyor, ancak sitede aynı zamanda şirketlerin iş ilanlarına da yer veriliyor. İş ilanları diğer sitelerden süzüldüğü için ayrı ayrı sitelerdeki pek çok ilana bu siteyi kullanarak ulaşmak mümkün. Hem iş arama hem de şirketler hakkında bilgi alma fonksiyonunu birleştiriyor olması sitenin profesyoneller tarafından tercih edilen sitelerden olmasını sağlıyor.

Benzer amaçlar kurulan firmafaresi.com’da Türk şirketlerde ilgili izlenimler paylaşılıyor. Bu sitede de kurum kültürü, yönetim anlayışı, insan kaynakları politikaları, mülakat deneyimleri hakkında paylaşımlar okunabiliyor. (biz var mıyız diye merak ederek bilgisayarınıza uzandığınızı görür gibiyiz:))

Şirketlerin çalışanların sosyal medyada şirket hakkında ne paylaşabileceklerini belirlemek için politika belirlemek gerekliyse de, politikalar çalışanların işyerleri hakkındaki duygu ve izlenimlerini paylaşmalarına engel olmuyor. Bu nedenle de bağlı çalışanlar yaratmak aslında en doğru çözüm olarak görünüyor.

Kaynaklar: 

https://www.nytimes.com/2009/04/16/business/media/16dominos.html
https://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-1322133/How-monitoring-Twitter-users-feeling-predict-stock-market-days-advance.html

Yazar hakkında

İnsan kaynakları kariyerine kurumsal eğitim uzmanı olarak başlamış, daha sonra Fulbright Eğitim Komisyonu’nda öğrenci burslarının yönetiminde görev almıştır. Görevi süresince bursların yönetimi ile ilgili görevleri yanısıra öğrencilere okul ve bölüm seçimlerinde danışmanlık yapmış, üniversitelerde çeşitli konularda sunumlar vermiştir. Fulbright bursiyer verilerinin yönetimi için geliştirdiği veritabanını, Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa Danışmanlar Konferansı’nda diğer komisyonların temsilcilerine sunmuştur.

FNSS Savunma Sistemleri’nde İK Uzmanı olarak çalışmakta ve kurum kültürü iyileştirme, çalışan bağlılığı, performans yönetimi, yetenek yönetimi, ücret yönetimi, yönetici eğitimlerinin tasarımı ve İK ERP sisteminin tasarım ve yönetimi konularında sorumluluklar üstlenmektedir. Son 2 senedir SHRM (Society for Human Resources Management) çalışma gruplarında yer almıştır.

ODTÜ Matematik mezunu olan Çiğdem Özdemir Evren, Bilkent Üniversitesi’nde MBA’ini tamamlamak üzeredir. Bazı MBA derslerine “Değişim Yönetimi” ve “İnsan Kaynağının Elde Tutulması” konularında misafir konuşmacı olarak katılmıştır. Sosyal medyanın aktif kullanımı ile şirketlerde insan kaynaklarına verdiği önemin artacağı ve yaklaşımlarının değişeceği düşüncesi ile, sosyal medya ve pazarlama konuları diğer ilgi alanlarını oluşturmaktadır.